Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
10 tane "ırak savaşı" etiketli yazı bulundu "ırak savaşı" tagli diger ogeler resimler , videolar
 
Eki
02
    

Irak'ta geçtiğimiz ay sivillerin öldürülmesine karıştığının ortaya çıkması üzerine hakkında soruşturma başlatılan Blackwater adlı güvenlik şirketinin, 2005 başlarından itibaren en az 195 kez benzer şekilde "aşırı güç" kullanıldığı tespit edildi.

Soruşturma kapsamında hazırlanan raporda şirket çalışanlarının, daha önce birçok kez sivillerin öldürülmesine karıştığı belirtiliyor.



ABD Kongresi'nde Demokratlar tarafından da verilen notaya göre şirket çalışanları, 195 olayda silahlarını yanlış kullanmış. Toplam 437 belgenin incelendiği rapora göre bu olayların en az yüzde 80'inde silahı ilk ateşleyen taraf Blackwater çalışanları olmuş ve olaylara toplam 16 kişi hayatını kaybetmiş.



ABD Dışişleri Bakanlığı ve şirkete ait belgelerde yer alan bilgilere göre Blackwater şirketi çalışanları, daha önce birçok öldürme olayını örtbas etmiş ve yanlış rapor vermiş. Şirket, raporunda Irak'taki Blackwater çalışanlarının karıştığı bir olay konusunda da personelini olay hakkında yalan söylemekle suçluyor.



Amerikan Kongresi üyelerinden Henry A. Waxman tarafından dün açıklanan ve bugün Amerikan gazetelerinde yer alan haberlere göre ABD Dışişleri Bakanlığı, şirketi yakınları ölen Iraklı ailelere tazminat ödemenin ötesinde burada taptıklarından dolayı sorumlu tutmak için çok az çaba gösterdi. Sarhoş bir Blackwater çalışanının Iraklı bir güvenlik gücünü öldürdüğü buna benzer bir olayda da ABD hükümetinin, kurbanın ailesi ve şirket çalışanı arasında mali konuda anlaşma sağladığı ve bu kişinin Irak'tan ayrılmasının sağladığı kaydedildi.



ABD Dışişleri Bakanlığı ve Blackwater şirketine ait belgelere dayanarak hazırlanan bu raporun ardından Blackwater'ın Başkanı Erik Prince ve Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Irak Koordinatörü David M. Satterfield, bugün Kongre'ye bağlı komite önünde ifade verecek.



İkili ifade vermeden önce de Amerikan Federal Soruşturma Bürosu, 16 Eylül'de 11 ıraklı sivilin öldürülmesi konusunu araştırmak üzere ırak'a bir ajan heyeti göndereceğini duyurdu. Şirket de FBI heyetiyle tam işbirliği yapacağını duyurdu.



Sivillerin ölümünden Blackwater şirketi çalışanlarının sorumlu olduğu iddia edilen bu olayın ardından Irak hükümeti, şirketin Irak'taki tüm faaliyetlerinin durdurulmasını istemişti. İçişleri Bakanlığı ayrıca bu kişilerin yargılanmasını istemiş; ancak ABD ve Irak yönetimleri arasında ortak bir soruşturma yapma kararı alınınca bu talep askıda kalmıştı.



Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın da Irak'ta soruşturma yapacak olan FBI ekibinden "önyargısız" olmasını istediği belirtiliyor. Bakanlık yetkilileri, Rice'ın özellikle 16 Eylül'deki olayın iyice anlaşılmasını istediğini kaydediyorlar. Yetkililer, Rice'ın, Dışişleri Bakanlığı'nın Blackwater veya diğer güvenlik şirketleriyle Irak'taki diplomatların güvenliğini sağlamakta muktedir olduğunun anlaşılması konusunda kararlı olduğunu dile getiriyorlar.



Waxman ve diğer eleştirmenler, Blacwater'a Irak'taki çalışmalarından dolayı bugüne kadar 1 milyar dolar ödeyen ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, bu yüzden şirkete dokunmadığını savunuyorlar. Demokratlar da soruşturma kapsamında incelenen belgelerde bakanlığın şirketi uyardığına veya hareketlerini kısıtlamaya yönelik bir girişimde dair hiçbir bilginin yer almadığını vurguluyor.



Raporda Blackwater şirketinin Dışişleri Bakanlığı ile yaptığı anlaşma gereği 122 kişiyi işten çıkardığı belirtiliyor. Prince'e göre Irak'ta halen şirket adına çalışan bin kişi bulunuyor.



Öte yandan yazılı olarak hazırladığı ve Washington Post gazetesinde yer alan yazılı ifadesinde Erik Prince, Blackwater çalışanlarının "tehlikeli ve zor şartlar altında görev yaptığını ve şirketin çalışmalarının "düşmanla savaşmak için daha fazla Amerikan personeli sağladığını" söylüyor. Prince, şirketinin bakanlık ile varılan anlaşmaya tamamen uyduğunu ve "doğruymuş gibi rapor edilen olumsuz ve temelsiz iddialara maruz kaldığını" ifade ediyor.







CİHAN



 



 
Eki
02
    

FBI, Irak'ta 11 sivilin öldürülmesinde suçlanan Blackwater'e soruşturma açtı

Amerikan Federal Soruşturma Bürosu FBI, özel güvenlik şirketi Blackwater'ın Bağdat'ta 11 Iraklının ölümündeki rolünü araştırmak üzere Irak'a bir ekip göndereceğini açıkladı.



FBI Sözcüsü Richard Kolko, Dışişleri Bakanlığı'nın talebiyle, ekibin Bağdat'ta 16 Eylül'de meydana gelen olayla ilgili kanıtları incelemek ve iddiaları araştırmak üzere Irak'a gideceğini belirtti. Özel Ajan Kolko, Irak'a gidecek ekibin araştırma sonuçlarının, cezai sorumluluk ve kanuni yetkiler açısından gözden geçirileceğini kaydetti.



16 Eylül'de, 11 Iraklı sivil Blackwater güvenlik elemanları tarafından Bağdat'ta öldürülmüştü. Blackwater, elemanlarının meşru müdafaa çerçevesinde ateş açtığını söylüyor. Iraklı görgü tanıkları ise, kışkırtıcı bir durum olmamasına karşın Blackwater elemanlarının ateş açtığını sav

 



 
Eyl
27
    
Irak’ta rejim değişikliğiyle Müslüman dünyasını kızdırdık. Şimdi onlara yaklaşabilmek için Türkiye’yi AB’ye almamız gerek

Amerika’nIn Irak savaşındaki en önemli müttefiki İngiltere savaş konusunda günah çıkarmaya başladı. Dışişleri Bakanı David Milliband, parti kurultayında yaptığı konuşmada Irak savaşında birçok hata yapıldığını söyledi. Milliband şu açıklamaları yaptı:

* Irak savaşında çok hatalar yaptık. Belki de Saddam’ı devirmek hiç de iyi bir fikir değildi...

Afganistan’a şeriat

* Artık Irak ve Afganistan’da askeri bir çözüm bulma olasılığı yok. Bu ülkelerde barışı elde etmek oldukça zor olacak. Irak’ta istikrar için Suriye ve İran’dan yardım almamız gerekiyor.

* Müslüman ülkelere ziyaretimde 20’li 30’lu yaşlarında iyi eğitim görmüş kişilerle konuşuyorum. Bana dünyadaki milyonlarca Müslümanı kendimizden uzaklaştırdığımızı ve Müslümanların bizim onlar üzerinde hegamoni kurmak istediğimize inandığını söylüyorlar.

* Durup bunları bir düşünmemiz lazım. Sadece ortak değerlerimizin varlığını savunmak yetmez. Onları aramıza almalıyız, kurumlarımızda yer vermeliyiz. Örneğin Türkiye’yi AB içine almalıyız. Aksi halde Avrupa Birliği’nin bir Hristiyan Klübü olarak görülmesini engelleyemeyiz.

Savunma Bakanı Des Browne ise aynı kurultayda Afganistan’da askeri zaferin mümkün olmadığını, bu ülkede şeriat rejiminin yeniden kurulması için Taliban’la görüşmeye başlanması gerektiğini söyleyerek salonu şoka uğrattı.



 
Eyl
25
    

Bir Amerikan gazetesi ABD'nin Iraklı sivilleri şeytani bir planla öldürdüğünü ve onları direnişçi göstermek için yanlarına silah bıraktığını belgelerle ortaya çıkarttı...

Pentagon'da bir grubun teşvikiyle Irak'taki Amerikalı keskin nişancılar, çevreye silah, patlayıcı bırakıyor. Bunları alan Iraklıları vurup öldürüyor. Ölen sivilleri direnişçi göstermek için yanlarına silah bırakmak da yaygın bir yöntem

ABD'nin Irak işgalinin tüyler ürperten bir yönü daha ortaya çıktı. Meğer Pentagon uzmanlarının tavsiyesi üzerine Amerikan keskin nişancıları Irak sokaklarına 'yem atıp', bunları toplamaya kalkanları öldürüyormuş.

Washington Post'un ele geçirdiği soruşturma belgelerine göre yem taktiği şöyle işliyor: Amerikalı keskin nişancılar, ateşleme kablosu, plastik patlayıcı ve askeri mühimmatı yem olarak bir yerlere bırakıyor. Iraklılar, cephaneliği bulup almaya çalıştıklarında düşman savaşçı olarak görülüp öldürülüyor. Amaç işgal güçlerinin düşmanlarını ortadan kaldırmak olarak gösteriliyor. Ama elbette tuzak sivil-direnişçi ayırımı da gözetmiyor.
Pentagon'un gizli programı, sivilleri öldürdükten sonra ölenlerin
'direnişçi' olduklarını ispat için üzerlerine silah ya da mühimmat yerleştiren üç keskin nişancıyla ilgili soruşturmayla ortaya çıktı. Kaç keskin nişancının bu işe bulaştığı ve kaç Iraklının öldürüldüğü bilinmiyor.


'Bize karşı kullanacaklar'
Soruşturmaya uğrayan keskin nişancı timinin komutanı Yüzbaşı Matthew Didier yeminli ifadesinde "Basitçe yemi bir yerlere bırakıyoruz. Bunu düşmanı yok etmek için kullanacaklarını biliyoruz. Sonra o nesneyi izliyoruz. Bir kişi bunu bulduğunda alıp götürmeye çalışıyor. O zaman biz saldırıya geçiyoruz. Bu, o nesneyi Amerikan güçlerine karşı kullanacaklarının bir işareti" diyor.
Didier'e göre, Pentagon Asimetrik Savaş Grubu ocakta nişancı birliğini ziyaret edip yem taktiğini salık vermiş. Grup, nişancılara patlayıcı malzemelerle dolu kutular bırakmış. Askerlere göre, bu programı bilen bir düzine keskin nişancı var. Fakat amacından habersiz olsalar bile, Pentagon uzmanlarının birliğe bıraktığı kutuları bilmeyen yok gibi.


'Boyalı Şeytanlar'
Tim üyeleri, ABD'nin cephede kayıplarının artmasına koşut olarak, komutanlarından daha fazla direnişçi avlamaları yönünde baskı gördüklerini anlatıyor. Birliğin üyesi Joshua Michaud, itiraflarında "İşimiz kötü şeyler yapan insanları yere indirmek. Buna intikam demek istemem,
ama kötü adamları enselemenin bir yolunu bulmamız gerekiyordu" demiş.
Yüzlerine kaplan deseni yaptıkları için 'Boyalı Şeytanlar' olarak anılan keskin nişancıların normal görevi, savaş alanında direnişçileri takip etmek ve cephaneliklerini ortaya çıkarmak. Ama keskin nişancı Jorge Sandoval, çavuşun emriyle elinde orakla otları biçen bir Iraklıyı öldürmüş. Ardından 'tehlikeli terörist' sayılsın diye adamın çantasına direnişçilerin mayınlarda kullandığı bir bobin kablo yerleştirmiş. Evan Vela, aynı çavuşun emriyle Fırat'ın yakınında bir adamı öldürmüş. Ardından cesedin yanına bir Kalaşnikof bırakmış. David C. Petta ise taktiği, "Kötü bildiğimiz birilerini öldürüp de bunun için delil gösteremediğimiz zaman buna mecbur kalıyoruz" diye savunuyor. Ordu sözcüsü Paul Boyce da, "Düşman savaşçıları hedef alan özel yöntemleri tartışmayız. Vatandaşları öldürme yetkisi veren gizli program yok" dedi.

(Radikal)

 



 
Eyl
17
    

Yağmacılar ve askeri üsler nedeniyle tarihi kalıntılar tehdit altında...

İSTANBUL - İngiliz İndependent gazetesinin tanınmış yazarlarından Robert Fisk’in yaptığı ayrıntılı araştırmaya göre, Irak’ta 2 bin yıllık Sümer kentleri kalıntıları yağmacıların elline düşmüş durumda. Askeri üsler de binlerce yıllık tarihi kalıntılara ve eserlere büyük zarar veriyor. Robert Fisk, medeniyetlerin beşiği olarak görülen Mezopotamya tarihinin bu şekilde yok edilmesini işgalin en yüz kızartıcı semboli olarak niteliyor.

Medeniyetlerin beşiği olarak görülen Irak’ta tam 10 bin arkelojik alan bulunuyor.



Sadece Nasiriye bölgesinde Sümerlerin kalıntılarının bulunduğu 840 alan var.



İnsanlığın gelişimini göstermesi açısından büyük önem taşıyan bu tarihi kalıntılar, ABD işgaliyle birlikte büyük bir tehdidin altına girmiş durumda.



İngiliz İndependent gazetesinin köşe yazarlarından Robert Fisk’in yaptığı ayrıntılı bir araştırma hemen hemen bu tarihi kalıntıların hepsinin yağmacıların eline düştüğünü gösteriyor.



Yağmacılar, altın ve mücevher gibi değerli eşyaları bulmak için tarihi alanlarda bilinçsizce kazı yapıyor.



Aşiret liderlerinin ve Iraklı arkelogların da desteğini alan yağmacılar giderek daha fazla organize oluyor ve buldukları hazineleri, kamyonlarla, uçaklarla ve gemilerle avrupa, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Japonya’ya taşıyor.



Irak’taki tarihi alanlara zarar veren bir başka etkense koalisyon güçlerinin askeri üsleri.


Örneğin ABD ordusunun dünyanın en eski kentlerlerinden Ur’da 5 yıldır bir askeri üssü bulunuyor. Iraklı arkeloglara göre ABD ordusunun ağır askeri araçlarının yol açtığı sarsıntılar nedeniyle İncil’e göre Hz. İbrahim’in doğum yeri olan Ur hergün deprem yaşıyormuş gibi oluyor.


Robert fisk, Irak’ta insanlık tarihinin yokolduğu uyarısında bulunuyor:

“İnsanlık, lüks evlerinde güven içinde oturan özel koleksiyoncuların zevki için tarihi kaybediyor. Medeniyetlerin beşiği olarak görülen Irak’ın tarihinin yokedilmesi yıkıcı işgalin en yüz kızartıcı sembollerinden birisi.”


Olayların farkına varan Iraklılar ise yok olan geçmişlerini koruyamamanın çaresizliğini yaşıyor.






 
Eyl
16
    
siyah_gulum | 16 Eylül 2007 20:25 | 0 fav | etiket: , ,  
ABD'nin eski Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan'in yarın piyasaya çıkacak kitabında, Irak savaşının asıl nedeninin petrol olduğunu açıklaması Washington'u sarstı.

Amerikan Merkez Bankası başkanlık görevini 18 yıl başarıyla sürdüren ve 4 Amerikan başkanı eskiten Cumhuriyetçi Greenspan, uzun süredir beklenen ve anılarını kaleme aldığı, "Türbülans Çağı: Yeni Bir Dünyada Maceralar" adlı kitabında, Başkan George W. Bush'un ekonomi politikalarını da acımasızca eleştiriyor.
Kitabında, 2003'teki Irak işgalinin asıl amacının Ortadoğu'daki petrol kaynaklarını güvenceye almak olduğunu söyleyen ve "Herkesin bildiği bu siyasetin rahatsız edici durumdan üzüntü duyuyordum. Irak savaşı büyük ölçüde petrol içindi" diyen 81 yaşındaki Greenspan, Saddam Hüseyin'in Ortadoğu'daki petrol üreticilerinin güvenliği için bir tehdit olarak algılandığına inandığını belirtti.
İngiltere ve ABD, Irak savaşının petrolle ilgisi olmadığı konusunda ısrarlı açıklamalar yapmış, Başkan Bush, amaçlarının Irak'ı kitle imha silahlarından arındırmak ve Saddam Hüseyin'in terörizme desteğini ortadan kaldırmak olduğunu söylemişti.
"Bütçe açığının sorumlusu Bush"
Kitabında, Başkan George W. Bush'u, bütçe harcamalarında sorumsuz davranmakla eleştiren Greenspan, ABD bütçesinin rekor düzeylerde açık vermesinin sorumlusu olarak da Başkan Bush'u gösteriyor.
Greenspan, Bush dönemindeki en büyük hayal kırıklığının, Bush'un harcamaları kontrol etmede ‘istekli davranmaması’ olduğunu belirtiyor.
Bush'un göreve geldiği 2001 yılından bu yana bütçe açığı vermeye başlayan ABD bütçesi, 2004 yılında 413 milyar dolarlık rekor düzeyde açık vermişti.
Irak’ta son durum

Amerikan ordusu Irak'ta El Kaide'ye karşı mücadele eden Sünni aşiretlerin liderinin cinayetini planladığı ileri sürülen kişiyi gözaltına aldı. Ülkenin farklı bölgelerinde düzenlenen saldırılarda da 27 kişi öldü.
Öte yandan Irak'ta görev yapan Amerikalı sözleşmeli güvenlik görevlilerinin, başkent Bağdat'ın batısında ateş açması sonucu 9 sivil öldü.
Irak polisinin açıklamasına göre olayda 18 kişi de yaralandı.
ABD Büyükelçiliği, olaya karışan personelin ABD Dışişleri Bakanlığı için çalıştıklarını açıklarken, ayrıntılı bilgi vermedi.


 
Ağu
31
    
ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, Irak güvenlik güçlerine verilen bazı silahların PKK'lıların elinde olduğunu ilk kez kabul etti. Pentagon sözcüsü, iddiaları doğrumakla birlikte ''PKK'yı silahlandırmanın Washington'ın politikası olmadığı''nı açıkladı.

New York Times gazetesinin haberine göre, Pentagon yetkilileri bu silahların çalındıktan ya da çatışmalarda kaybolduktan sonra Türkiye'ye satılmış olabileceğini belirtti.
Yetkililer, yaptıkları araştırma sonucu silahların PKK'ya Kuzey Irak'taki Kürt gruplar tarafından verildiği ya da satıldığı yönünde ellerinde kanıt olmadığını da iletti.
New York Times, Türkiye'de ele geçirilen silahlarla ABD'nin Irak polis güçlerine 2004 ve 2005 yıllarında sağladığı bazı silahların seri numaralarının çakıştığını yazdı.
Seri numaraları çakışan silahlar arasında, ABD'nin Irak güvenlik güçlerine dağıtmak üzere satın aldığı Avusturya yapımı 'Glock' marka tabancaların da yer aldığı belirtildi.






 
Ağu
05
    

Irak'ın Mahmudiye kasabasında, 14 yaşındaki Iraklı bir kıza tecavüz ettikten sonra kızı ve ailesini öldürmekten suçlu bulunan ABD asker, 110 yıl hapis cezasına çarptırıldı

23 yaşındaki er Jesse Spielman'ın davası ABD'nin Kentucky eyaletinde askeri mahkeme tarafından görüldü.

Savcılar, Spielman'ın ırza geçme veya cinayetlerde yer alıp almadığı konusunda açıklamada bulunmadı, ancak Spielman'ın diğer askerlerin işleyecekleri suçtan haberdar olduğu halde eve gittiğini ve gözcülük yaptığını söyledi.
Spielman, aynı suçtan yargılanan 4 asker arasında en yüksek hapis cezasına çarptırılan asker oldu.
Daha önce suçlarını itiraf eden diğer 3 asker, 5 ile 100 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.
Irak'ın Mahmudiye kasabasında 12 Mart 2006'da meydana gelen olayda, ABD'li askerler Abir Kasım El Cenebi adlı 14 yaşındaki Iraklı kıza tecavüz ettikten sonra kızı, anne ve babası ile kız kardeşini öldürmüşlerdi




 



 
Ağu
03
    
448 gündür tutuklu bulunan Hutchins'in bugün tahliye edileceği belirtildi. Mahkeme ayrıca Hutchins'in rütbesini erliğe indirdi.

Camp Pendleton askeri üssünde görülen davada jüri üyeleri, Çavuş Lawrence Hutchins'i, 26 Nisan 2006'da Bağdat'ın kuzeyindeki Hamdaniye'de 52 yaşındaki Haşim İbrahim Evad'ı önceden tasarlamadan öldürmekten suçlu bulmuştu.

AA


 
Tem
31
    

CNN TÜRK

Irak'taki dehşet her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Artık adam kaçırmanın sıradan bir hale geldiği ülkede ceset ticareti de başladı. Kaçırılan yakınlarının cesedini almak isteyenler binlerce dolar ödemek zorunda.

Londra'da yayımlanan Şark ül Avsat gazetesi muhabiri Irak'taki ceset ticaretinin öyküsünü yazdı.
Emekli bir subay olan Ahmet Nizar Abdülaziz, ailesiyle birlikte yaşadığı Bağdat'ın El Kadra mahallesinde silahlı bir grup tarafından kaçırıldı.
Kaçırılan Nizar Abdülaziz'in ağabeyi Muvafak Abdülaziz olayı şöyle anlattı: "Bizi onun cep telefonundan aradılar. Serbest bırakmak için 50 bin dolar istediler. Pazarlıklar sonucu bu para 35 bine düştü. Kararlaştırılan yerde parayı teslim ettik. 'Yarın size oğlunuzun yerini söyleyeceğiz' dediler."
Nizar Abdülaziz'in kardeşi Mücahid Abdülaziz de, "Sonunda ağabeyimin Bağdat'ın batısında bir mezarlıkta olduğunu söylediler. Oraya gittiğimizde yolun kenarında cesedini bulduk. Otopsi sonucu kaçırıldığı gece vurulduğunu öğrendik. Bize cesedini satmışlar" dedi.
Umm Ahmed adlı kadının kocası da kaçırıldıktan sonra öldürülmüş. Ahmed, "Günlerce bekledik. Sonra bir adam bizi aradı. 'Kocanızın cesedini buldum ve onu Kerbela'ya gömdüm' dedi. Mezarının yerini göstermek için 10 bin dolar istedi. 6 bin dolarda anlaştık. Otopsi yaptırana kadar o cesedin kocamınki olduğundan emin olamadım" diye konuştu.
'Ceset ticareti' artık yaygın bir uygulama
Ülkede işgalin başından beri kaç kişinin öldüğü kesin olarak bilinemiyor. 150 bin ile 650 bin sivilin öldüğü tahmin ediliyor. Büyük kentlerin etrafındaki yolların çevresinde her gün onlarca ceset bulunuyor.
Bazı grupların kendi özel morglarını kurduğu, kurbanlarının yüzlerini resimleyip, onlara numara verdikten sonra derin dondurucularda sakladıkları belirtiliyor. Bu fotoğraflar daha sonra ailelere gönderiliyor ve "ceset ticareti" başlıyor.